17 Temmuz 2011 Pazar

Akıl Çağı

Merhaba sevgili kitap kurtları. Bu yazıyı tıpkı sizler gibi bir kitap kurdu olan, felsefeyle yakından ilgilenen arkadaşım Pınar Kapudan yazdı. Siz bu yazıyı okuduğunuzda ben çok uzaklarda olacağım. İyi tatiller efendim.
                                                                                       Blog Sahibi.
Ve özgürdü insan bir sistemin içinde yedek parça olmada özgürdü…


Reddedenlerin tanrısıdır Jean Paul Sartre. Ama bu sanıldığı gibi biçimsizce, anlamsızca, saçma sapan isyankârca bir reddediş değildir ve hiçbir zaman böyle olmamıştır. Her şeye karşı çıkan, toplumsal normları reddeden, aile yapısını, düzeni, sistemi, tanrıyı reddeden umursamaz, ahlaksız ve hatta sorumluluk duygusundan yoksun bir adam gibi görünse de aslında bütün bu özelliklerin zıttında buluruz Sartre’yi. O kendini yaratma çabasında ilerlerken bizler beklide olduğumuz yerde sayıyoruz, hem de hiç fark etmeden. ‘Cevher özden önce gelir, insan kendisinin tanrısıdır’ belki yemek yaparken, belki şiir yazarken, belki şarkı söylerken yaratır kendini insan. Kendini gerçekleştirme çabası en büyük çabadır aslında.

Özgürlüğün yolları serisinin(akıl çağı-yaşanmayan zaman- yıkılış) ilk kitabı olan akıl çağı; kendilerini arayan ve aynı zamanda kendilerinden köşe bucak kaçan insanların bireysel yaşantılarını belli sınırlar içinde anlatılır.

 …Ve özgürdü insan bir sistemin içinde yedek parça olmada özgürdü, yazmakta, çizmekte özgürdü, çalmakta özgürdü, hatta özgür kalıp kalmamakta özgürdü, isyan etmekte, sayıp sövmekte, şikayet etmekte özgürdü. Bütün özgürlük sarmıştı her yanı, özgürlükten kaçış yoktu. Özgürlüğün içine hapsolmuştu insan.
Aslında çok sofistikedir ‘’özgürlük’’ kavramı. Kimseye sormadan karar vermek değildir mesela, ya da başına buyruk yaşamakta, özgürlük bir diğeriyle aynı şeyi yapabileceğin bir dünyanın varlığına inanıp, kanat takıp uçmak da değildir (sadece).  Tanımı sanıldığı kadar da zor değil. Sadece öldürdüğün insandan, çaldığın paradan, söylediğin yalandan, sorumlu olmaktır. Çünkü özgürlük ‘’irade’’ sahibiyken düşündüklerin ve yaptıklarındır. Özgürlük hayatının, kararlarının sana ait olmasıdır, sorumluluklarının ve cezalarının da…
İşte tam da bu yüzden ‘ YAŞASIN BAĞIMSIZ DELİLER ÜLKESİ’ (ütopya).
    

      Bazen satır arasına sıkışıp kalmış bir cümleyi kurtarmak gerekir diyerekten;
‘’-Geçmiş günleri mi özlüyorsun?
-Hayır, o günleri değil, yalnızca o günlerde hayalini kurduğum yaşamı özlüyorum.”

“-Ben yalnızca kendim olmak, kendime dayanmak istiyorum.
-Evet, özgür olmak. Sonuna kadar özgür olmak. Senin günahın bu işte.”

“Eğer varlığımı kendi egemenliğim altına alamazsam, yaşamak çok anlamsız bir şey olur.
  Yaşamak karşılıklı borcumuzdur . Yeryüzü bize bir hayat sunmak zorunda ve biz de yaşamak…  Özgür kalabilmeyi, kendimizi yaratmayı ve tanımayı hatta en başında anlamayı başarmak dileğiyle… ( Bu kitabı okumadan olmaz)

                                                                            Pınar Kapudan

1 yorum:

ice blue dedi ki...

Ceza Avukatı yaptığınız değerli paylaşımlardan dolayı sizlere teşekkürlerini sunar ve devamını diler.

EMEĞE SAYGI

Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde ''alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu'' belirtilmeden ve yazıların linki verilmeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili kanun gereği eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 Tl ağır para cezasıdır..