Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ekim 2012 Cuma
Güzel Haberlerim Var
Merhabalar,
Bugün size tazecik ve güzel mi güzel haberlerim var.
Büyük usta Yaşar Kemal'in ''Çıplak Deniz Çıplak Ada'' isimli merakla beklenen yeni eseri çıktı.
Bir Ada Hikayesi'nin 4'üncüsü olan bu eseri ben de az önce temin ettim.
Şimdiden çok meraklı ve heyecanlıyım.
Eminim ki sizler de öylesiniz.
Bizlere okumayı unutturmaya çalıştırdıkları, beyinlerimizi savaş gibi, ölüm gibi, nefret gibi, korku gibi belki de hayatımızın sonuna dek bizimle yaşayacak derin yaralar ile doldurmaya çalıştırdıkları şu günlerde zihinlerimize tazecik umutlar serpiştiriyor Yaşar Kemal.
Edebiyatımızın yaşayan efsanesi her seferinde daha büyük bir dalga gibi bizleri kendine ve eserlerine bir kez daha hayran bırakıyor...
İyi ki var, iyi ki popüler kültürün saçma kitaplarından bizleri sıyırıp ''titreyin ve kendinize gelin!'' diyor ve gerçek edebiyatı her seferinde bizlere bir kez daha hatırlatıyor.
Çok yaşa sen Yaşar Kemal..
Çok yaşa ki çok yaz.
Çok yaz ki çok öğret...
Çok öğret ki yarınlarımız umutlu olsun...
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda...
1 Ekim 2012 Pazartesi
Onu Unutmalısın
Merhabalar,
Bugün sizlere edebiyat dünyasından elini eteğini çekmiş bir türden bahsedeceğim.
Fotoroman.
Vakt-i zamanında revaçta olan, neredeyse herkesin elden ele dolaştırdığı, keyifle okunan ve Hürriyet'in ekinde yayınlanan bir türdü. Şimdi eskisi gibi hatırlanmayan bu türün zamanla yitip gitmesi hüzün verici.
İkinci 2012 Beyoğlu Sahaf Festivali turumda Eylül Sahaf 'da rastlayarak aldığım Onu Unutmalısın da bu türün keyifli örneklerinden biri.
Bir türk filmi havasındaki bu fotoroman klasik bir konu olan zengin kız fakir oğlan aşkı ile başlayıp gerçek mutluluk ile son bulur.
Esas oğlanımız Richard bir şofördür. Aşık olduğu esas kız Anna ise zengin ve kibirli bir babanın kızıdır. Ve elbetteki baba, kızının bu her bakımdan kendi asaletlerine uygunsuz adam ile beraber olmasını istemez. Böylece Richard garip bir şekilde tanıştığı Greta isimli güzel hanımın da yardımlarıyla zengin olmanın yollarını arar ve sevdiği kadın Anna'dan bir süre ayrı kalmak durumundadur.
Greta, Anna, Richard aşk üçgenine Walter isimli genç bir beyin de dahil olmasıyla gerçek aşkını bulan şoförümüz Richard artık mutlu bir sona hazırdır.
Hoş vakit geçirmek isteyenlerin türk filmi tadındaki benzer fotoromanları okumalarını öneririm.
Sizi yormadan güzel zaman geçirtecek ve zamanınızı da çokça çalmayacak bu fotoroman'ın elimdeki baskısı 23 Temmuz 1979 tarihine aittir.
Zamanın parasıyla 10 Lira ederindedir.
Sahaf fiyatı iki buçuk liradır.
Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Erdoğan Egeli
İdare ve Basıldığı Yer: Ceylan Yayınları Matbaası
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda...
19 Ocak 2012 Perşembe
Karahindiba

‘O an Güzelkoy Kasabası'nda herkes uykudayken, beyaz bir pelikanın camdan kalbi binlerce parçaya ayrıldı..’
Büyüdükçe inanmayı bırakır insan çocukluk hayallerine..
Masallara inanmayı bırakır, sevmeye inanmayı, hayata inanmayı, inanmaya inanmayı bırakır..
Ve gittikçe yalnızlaşır..
El mahkum herkes böyle mi olur, bunu engellemenin yolu var mıdır bilinmez.. ''Anılar da su ister...'' demiş Haydar Ergülen
Ve elbette her insan gün gelir hatıralarını sular..
Belki sokakta bir yüzde, belki bilinmedik bir seste, belki ağızdan dökülen yorgun kelimelerde..
Kimi zaman bir kütüphanede veyahut bir kitabevinin rafları arasında…
Ve işte böyle oldu haftalar öncesinde bana…
Çocukken tüm hayallerimle inandığım, ne kadar derinden üflersem dileğimin o kadar erken gerçekleşeceğini düşündüğüm ve her insan gibi büyüdükçe unuttuğum ya da hafızamın kenarına ötelediğim ‘karahindiba’yı bir kitabevini süslerken buldum…
İnanın o an için tıpkı eskisi gibi tüm gücümle üflemek geldi içimden kitaba doğru…
Ve aldım…
Birkaç gece önce okuyabildim kitabı..
Nedendir bilinmez aldığım günden beri kapağını açamamış, sayfalarını kurcalayamamıştım..
Ama artık bir yerlerden başlamam gerektiği dank edince kafama başladım okumaya.. ‘Sen, hepiniz çirkin bir balıkçının oltasına yakalanmışsınız. Balıkçının ayaklarının dibindeki kovanın içinde yaşamak için çırpınıp duruyorsunuz. Dünyayı o kova, yaşamayı ölmemek sanıyorsunuz. Özgürlüğünüz o kovanın hacmi, ömrünüz gün bitip balıkçı eve dönene kadar.’
Belki sokakta bir yüzde, belki bilinmedik bir seste, belki ağızdan dökülen yorgun kelimelerde..
Kimi zaman bir kütüphanede veyahut bir kitabevinin rafları arasında…
Ve işte böyle oldu haftalar öncesinde bana…
Çocukken tüm hayallerimle inandığım, ne kadar derinden üflersem dileğimin o kadar erken gerçekleşeceğini düşündüğüm ve her insan gibi büyüdükçe unuttuğum ya da hafızamın kenarına ötelediğim ‘karahindiba’yı bir kitabevini süslerken buldum…
İnanın o an için tıpkı eskisi gibi tüm gücümle üflemek geldi içimden kitaba doğru…
Ve aldım…
Birkaç gece önce okuyabildim kitabı..
Nedendir bilinmez aldığım günden beri kapağını açamamış, sayfalarını kurcalayamamıştım..
Ama artık bir yerlerden başlamam gerektiği dank edince kafama başladım okumaya.. ‘Sen, hepiniz çirkin bir balıkçının oltasına yakalanmışsınız. Balıkçının ayaklarının dibindeki kovanın içinde yaşamak için çırpınıp duruyorsunuz. Dünyayı o kova, yaşamayı ölmemek sanıyorsunuz. Özgürlüğünüz o kovanın hacmi, ömrünüz gün bitip balıkçı eve dönene kadar.’
Hayat boyu bir şeyleri yapmamak için ürettiğimiz bahaneler, insanları ve yaşamayı anlamayışlarımıza anlam katmış bir tık daha..
Hep söylerim, bu dünyada iki tip insan vardır diye; Hayatta yaşayanlar, hayatı yaşayanlar…
Hayatta yaşayan her insanı derinden sarsan bu kelimeler kendine getiriyor insanı…
Sinan Bey’in özellikle ‘kitap okuyamama bahanesine’ alttan alta değinmesi son derece memnun etti beni.
Etrafımızdaki herkes kitap okuyamamaktan, işlerinin çok yoğun olduğundan ve hiç boş vakitlerinin olmadığını söyler dururlar..
Oysa ‘doğu-batı’ kitabevinin çıkardığı takvimlerden birinin üstünde yazdığı gibi ‘boş zamanlarınızda kitap okumayın’.
Kitap bittiğinde ve arka kapağındaki sallanan sandalyeyle yüz yüze geldiğimde içimde garip bir his vardı…
Yüzeysel olarak bakıldığında yazar işsizlik sorununa değinmişti..
Oysa derine inildiğinde aslında tüm kelimeler, içinde birer his saklamıştı…
Yalnızlık, dostluk, ümitsizlik, bir şeylere olan inanç, sevgi ve pek çok şey daha..
Ve sanırım biraz bir şeyler buldum benden…
İlk kitap için düşünülebilecek ortalamanın birkaç tık daha üstünde başarılı sayılabilecek olan Karahindiba, okurken keyif verecek bir öykü…
Sade bir dil, yalın bir kurgu ile kaleme alınan bu kitap sizi yormadan, güzel hayallere götürecek ve belki de eskide kalan bazı hikayelerinizi hatırlatacak nitelikte.. Şimdilerde bir şeyler yormuşsa sizi ve sakin bir şeylerle vakit geçirmek istiyorsanız bu kitap tam da size göre olabilir…
Elimdeki kitap Sel Yayıncılık’dan çıkmış olup liste fiyatı 10 tl dir.
Genel Yayın Yönetmeni: İrfan Sancı
Editör: Bilge Sancı
Düzelti: Ayten Koçal
Kapak ve Teknik Hazırlık: Gülay Tunç
Baskı ve Cilt: Yaylacık Matbaası
Keyifli okumalar.. Unutmayın; hayat sayfalarda...
29 Ekim 2011 Cumartesi
Karnak Kafe
Merhabalar..
Soluksuz bir romana hazır mısınız?
Soluksuz bir romana hazır mısınız?
Necib Mahfuz, 1911 Kahire doğumlu, edebiyatın en güçlü isimlerinden biri.
Kahire Üniversitesi’nde felsefe eğitimini tamamladıktan sonra, uzun yıllar kamu görevlisi olarak çalıştı. 1956-57 yılları arasında yazdığı Kahire Üçlemesi’yle kalemini dünyaya tanıttı.
Kahire Üniversitesi’nde felsefe eğitimini tamamladıktan sonra, uzun yıllar kamu görevlisi olarak çalıştı. 1956-57 yılları arasında yazdığı Kahire Üçlemesi’yle kalemini dünyaya tanıttı.
Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Otuzdan fazla roman ve üç yüzden fazla öykü yazan Mahfuz 2006’da vefat etti.
Giderken ardında bıraktığı en güzel eserlerinden biri olan Karnak Kafe ise biz okurlara, büyük armağan doğrusu.
Karnak Kafe’de Mahfuz, ülkesinin yaşadığı iki önemli olayı kaleme almış. 1952 devrimi ile 1967’de ki Arap-İsrail Savaşı’nı takip eden yıllarda, yaşananların, ülkenin sosyal hayatına etkisini ustaca bir kurguyla analatan roman, bir kafede tesadüfen bir araya gelen insanların üzerinden anlatılır.
Kurunfula, Arif Süleyman, Muhammet Bahgat, Reşat Magdi, Taha el-Garib, Zeynep Diyab, İsmail el-Şeyh ve Hilmi Hamada ile tanışan kahramanımız, zamanla, bu insanlarla kaynaşır. Böylece onların acılarına, siyasetlerine ve aşklarına ortak olur.
İşkenceler, aşklar, sırlar ve umutlarla yaş dolu gözler yazan Mahfuz, Karnak Kafeye alır götürür sizi.
İşkenceler, aşklar, sırlar ve umutlarla yaş dolu gözler yazan Mahfuz, Karnak Kafeye alır götürür sizi.
Mahfuz’un en sert dille kaleme aldığı romanı olan Karnak Kafe, sıkılmadan, büyük bir keyifle okunacak kitapların başını çekmekte.
Tarih ve kültür birikiminize bir artı daha getirecek bu kitabı en kısa zamanda alıp okuyun derim.
Tarih ve kültür birikiminize bir artı daha getirecek bu kitabı en kısa zamanda alıp okuyun derim.
Elimdeki kitap Turkuvaz Kitap’dan çıkmış olup liste fiyatı 10 tl dir.
Editör: Hülya Balcı
Düzelti: Ayten Koçal
Kapak: Ayşe Nur Ataysoy
Grafik: Bilgi Erdoğan
Editör: Hülya Balcı
Düzelti: Ayten Koçal
Kapak: Ayşe Nur Ataysoy
Grafik: Bilgi Erdoğan
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda
Unutmayın; hayat sayfalarda
1 Ekim 2011 Cumartesi
Çöplüğün Generali
Merhabalar Sevgili Kitap Kurtları…Bu yazımda sizlere önceki kitaplarını çok sevdiğim ancak ne yazık ki sonuncusuyla büyük bir hayal kırıklığı yaşadığım kitap ve yazarından bahsedeceğim…
Oya Baydar…
Oya Baydar 1940 İstanbul doğumlu, Notre Dam de Sion Lisesi’nin son sınıfında okurken yazdığı ‘Allah Çocukları Unuttu’ isimli romanıyla okuldan atılma durumuyla yüz yüze gelmiş, ancak bu romanı hem yayınlanmış hem de Hürriyet gazetesinde tefrika olarak basılmış, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu bir yazar.
Oya Baydar 1940 İstanbul doğumlu, Notre Dam de Sion Lisesi’nin son sınıfında okurken yazdığı ‘Allah Çocukları Unuttu’ isimli romanıyla okuldan atılma durumuyla yüz yüze gelmiş, ancak bu romanı hem yayınlanmış hem de Hürriyet gazetesinde tefrika olarak basılmış, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu bir yazar.
Edebi geçmişi çok güçlü ve kültür seviyesi oldukça yüksek olan Baydar; Elveda Alyoşa ile 1991 Sait Faik Hikaye Armağanı, Kedi Mektupları ile 1993 Yunus Nadi Roman Ödülü, Sıcak Külleri Kaldı ile 2001 Orhan Kemal Roman Ödülü, Erguvan Kapısı ile 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü ve Hiçbir Yere Dönüş ile 2011 Akdeniz Kültür Ödülleri’ni aldı.
12 Mart darbesi sırasında Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası üyesi olarak, sosyalist kimliği nedeniyle Almanya’ya kaçtı ve 12 yıl sürgünde kaldı.
Sürgün hayatını Elveda Alyoşa isimli kitabında anlatan Baydar, 1992 de Türkiye’ye geri döndü. Döndükten sonra da yazdığı çeşitli roman ve öykülerle ödüller kazandı.
Sürgün hayatını Elveda Alyoşa isimli kitabında anlatan Baydar, 1992 de Türkiye’ye geri döndü. Döndükten sonra da yazdığı çeşitli roman ve öykülerle ödüller kazandı.
Savaş Çağı Umut Çağı isimli kitabıyla kendisini tanıdığım yazar, gerek hayatı gerek başarıları yönüyle oldukça beğenimi kazanmıştı. Ne var ki büyük merak ve umut ile aldığım son kitabı Çöplüğün Generali beni oldukça büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.
Kitap Ergenekon’u konu edinmiş ve Oya Baydar’ın geçmişteki bakış açısına ve yaptıklarına bir bakıma zıt düşen bir roman haline gelmiş. Bir okur olarak bu görüşteyim açıkçası.
Baydar’ın Ütopyasında bir gün çöplüklerde, boş arazilerde bombalar, mermiler bulunmaya başlanıyor. Ve durum giderek büyüyor. Ardından yaşanan tüm bu olaylar bir yazarın dikkatini çekiyor ve yazar bu konu üzerinden bir roman yazmaya başlıyor. Ne var ki bu yazar da romanını tamamlayamadan ortadan kayboluyor.
Akıcılık ve konu bütünlüğü bakımından yine başarılı bir iş çıkaran Baydar, konu itibari ile beni hüsrana uğrattı.
Meraklıları elbet vardır bu kitabında. Üstelik ilginç bile bulabilirsiniz.
Dolayısıyla Sevgili Kitap Kurtları okumak isteyebilirsiniz diye düşünmekteyim.
Meraklıları elbet vardır bu kitabında. Üstelik ilginç bile bulabilirsiniz.
Dolayısıyla Sevgili Kitap Kurtları okumak isteyebilirsiniz diye düşünmekteyim.
Elimdeki kitap Can Yayınları’ndan çıkmış olup liste fiyatı 16,50 tl dir.
Kapak Tasarımı: Erkal Yavi
Kapak Düzeni: Semih Özcan
Dizgi: Gelengül Çakır
Düzelti: Fulya Tükel
Kapak Baskı: Çetin Ofset
İç Baskı ve Cilt: Eko Matbaası
Kapak Tasarımı: Erkal Yavi
Kapak Düzeni: Semih Özcan
Dizgi: Gelengül Çakır
Düzelti: Fulya Tükel
Kapak Baskı: Çetin Ofset
İç Baskı ve Cilt: Eko Matbaası
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
28 Ağustos 2011 Pazar
Düşlerimde Kayboldum ve Pusulasızım
‘’Tek korkum, her akşam sen diye sarıldığımız o yıldızın gözlerımızın önünden kayıp yok olması…’’
Merhabalar Sevgili Kitap Kurtları…
Bugün sizlerle aramızdan çıkmış birini paylaşacağım..
Ahmet Söylemez…
Ahmet Söylemez…
Yıllar boyu kendine ait çeşitli blog sayfalarında dizüstü edebiyatla ilgilenmiş ve şimdi de kâğıda dökmüş mevcut yeteneğini…
Her güçlü kalemin geçmişinde verdiği eserlerdeki tadı buldum ben Söylemez’de.
Gerek şiirlerinde gerekse öykülerinde kullandığı bazı kelimeler, kurduğu cümleler ve söz oyunları gayet güçlü bir nitelik taşımakta.
Ne var ki, iyi bir edebi eser olması için gerekli olan şey; yazının tümünde bu bütünlüğü ve devamlılığı sağlayabilmektir..
Gerek şiirlerinde gerekse öykülerinde kullandığı bazı kelimeler, kurduğu cümleler ve söz oyunları gayet güçlü bir nitelik taşımakta.
Ne var ki, iyi bir edebi eser olması için gerekli olan şey; yazının tümünde bu bütünlüğü ve devamlılığı sağlayabilmektir..
Günümüzde dahi takdir edilen kaliteli kalemlerin ilk eserleri de bu bütünlükten yoksun olmuştur hep.. Onlar da zamanla kendilerini geliştirmiş ve bir süre sonra anlamsal yoğunluğa ve kavramsal bütünlüğe ulaşabilmeyi başarabilmişlerdir.
Üzüldüğüm tek konu; gelişebilecek niteliğe sahip bir yazarın, dizüstü edebiyattan yazın dünyasına bu denli geç geçiş yapmış olması…
Kim bilir; belki de çok kuvvetli bir kalem olabilecekken şimdi yalnızca hatırlanacak…
Üzüldüğüm tek konu; gelişebilecek niteliğe sahip bir yazarın, dizüstü edebiyattan yazın dünyasına bu denli geç geçiş yapmış olması…
Kim bilir; belki de çok kuvvetli bir kalem olabilecekken şimdi yalnızca hatırlanacak…
Yazarın şiir ve öyküleriyle derlenmiş bu kitap, yeni bir yazar için oldukça başarılı durumda.
Üstelik Söylemez'in henüz tam bir kıvraklık kazanmamış, basit dili, sizi yormadan kitap ile baş başa bırakacak..
Üstelik Söylemez'in henüz tam bir kıvraklık kazanmamış, basit dili, sizi yormadan kitap ile baş başa bırakacak..
Okumaya değer olduğunu düşünmekteyim…
Ne var ki çok da iyi diyemeyeceğim..
Ne var ki çok da iyi diyemeyeceğim..
Elimdeki kitap Cinius Yayınları’ndan çıkmış olup liste fiyatı 15 TL’dir.
Yayına Hazırlayan: Zeynep Gülbay
Kapak Tasarımı: Diren Yardımlı
Dizgi: Neslihan Yılmaz
Baskı ve Cilt: Kitap Matbaacılık
Yayına Hazırlayan: Zeynep Gülbay
Kapak Tasarımı: Diren Yardımlı
Dizgi: Neslihan Yılmaz
Baskı ve Cilt: Kitap Matbaacılık
Keyifli okumalar…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
14 Ağustos 2011 Pazar
Dublörün Dilemması
‘’Bazen yalnızca imkânsız gerçekleşir…’’
Merhabalar Sevgili Kitap Kurtları,
Soluksuz bir roman okumaya ve kendinizi cümlelerde kaybetmeye hazır mısınız?
O halde kahvenizi alın ve arkanıza yaslanın…
O halde kahvenizi alın ve arkanıza yaslanın…
Murat Menteş, İstanbul doğumlu bir bisiklet tamircisi, boksör ve sihirbaz.
Ringde yediği yumruklara karşılık veremeyince hırs yapmış ve eline kalemini alıp kelimeleri tokatlamaya başlamış adeta…
Ringde yediği yumruklara karşılık veremeyince hırs yapmış ve eline kalemini alıp kelimeleri tokatlamaya başlamış adeta…
Yeni ve marjinal cümlelere her an gebe olan zihninin doğurduğu kelimeler, mükemmel denilebilecek düzeyde bir ahenk yakalamışlar..
Alper Canıgüz’ün deyimiyle; ‘’Hiperaktif bir zekânın ürünü’’ bu roman.
Nihat Genç’e göre ise Menteş; ‘’kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor.’’
Alper Canıgüz’ün deyimiyle; ‘’Hiperaktif bir zekânın ürünü’’ bu roman.
Nihat Genç’e göre ise Menteş; ‘’kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor.’’
Heyecanlı, ilginç, garip, hırslı, duygusal, yerinde duramayan, kıpır kıpır, mutlu, sinirli, kırgın bazen kızgın bir roman Dublörün Dilemması..
Bir yazıda çok fazla betimleme olduğunda sizi sıkar öyle değil mi? Peki ya o betimleme şöyle olursa; ‘
Bir yazıda çok fazla betimleme olduğunda sizi sıkar öyle değil mi? Peki ya o betimleme şöyle olursa; ‘
'Ağustos güneşi, patlamış bir düdüklü tencerenin fırlayan kapağı gibi İstanbul’un tavanına yapışmıştı…'
Hayata karşı ne kadar kızgın olabilirse bir insan Nuh da o kadar kızgın ve kırgın.
Yetim bir albinonun zamanla yarışı ne kadar hüzünlendirebilirse sizi ve ne kadar güldürebilirse kahkahalarla, hayattan ne kadar çok şey beklerseniz ve sonuçsuz çabalarınız ne kadar çoksa hepsinin mevcut olduğu bu roman, başarılı bir kurgu, alışılmışın dışında bir dil ve olabildiğince büyük bir hiperaktiviteyle sizi beklemekte.
Yetim bir albinonun zamanla yarışı ne kadar hüzünlendirebilirse sizi ve ne kadar güldürebilirse kahkahalarla, hayattan ne kadar çok şey beklerseniz ve sonuçsuz çabalarınız ne kadar çoksa hepsinin mevcut olduğu bu roman, başarılı bir kurgu, alışılmışın dışında bir dil ve olabildiğince büyük bir hiperaktiviteyle sizi beklemekte.
İnanın Sevgili Kitap Kurtları, bu romandan öğrenecek çok şeyimiz var..
Ve inanın günümüzün amaçsız kitaplarından sıyrılabilmeyi başarmış, karakter sahibi bu romanı çok seveceksiniz…
Ve inanın günümüzün amaçsız kitaplarından sıyrılabilmeyi başarmış, karakter sahibi bu romanı çok seveceksiniz…
Elimdeki kitap İletişim Yayınları’ndan çıkmış olup liste fiyatı 19 TL’dir.
Yayın Sekreteri: Senem Erdoğan
Kapak: Murat Arlı
Baskı ve Cilt: Sena Ofset
Uygulama: Hüsnü Abbas
Yayın Sekreteri: Senem Erdoğan
Kapak: Murat Arlı
Baskı ve Cilt: Sena Ofset
Uygulama: Hüsnü Abbas
Keyifli okumalar…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
12 Ağustos 2011 Cuma
Akıllı Maymunlar
Bu yazımda sizlere çok farklı bir kitaptan bahsedeceğim.
Çok farklı diyorum çünkü şu anda elimde bulunan bu baskıyı imzalı halde en kolay buradan bulabilirsiniz.
Geçen gün sabahın dokuzunda yine soluğu İstiklâl Caddesi’ndeki sahaflarda aldım. Aslıhan Pasajı yıllardır benim nefes aldığım yer.
Çoğu kitabevi henüz açılmamıştı. Eylül Kitabevi ise açıktı tabi.
Güzel bir sabah sohbetinden sonra bana bu kitabı verdi. ‘’Bak’’ dedi, ‘’bunu piyasada kolay kolay bulamazsın. Zaten koleksiyon da yapıyorsun. Kaçırma derim.’’
Çok farklı diyorum çünkü şu anda elimde bulunan bu baskıyı imzalı halde en kolay buradan bulabilirsiniz.
Geçen gün sabahın dokuzunda yine soluğu İstiklâl Caddesi’ndeki sahaflarda aldım. Aslıhan Pasajı yıllardır benim nefes aldığım yer.
Çoğu kitabevi henüz açılmamıştı. Eylül Kitabevi ise açıktı tabi.
Güzel bir sabah sohbetinden sonra bana bu kitabı verdi. ‘’Bak’’ dedi, ‘’bunu piyasada kolay kolay bulamazsın. Zaten koleksiyon da yapıyorsun. Kaçırma derim.’’
Ve bana 1960 basımlı, imzalı bir Ümit Yaşar Oğuzcan’ın taşlama şiirlerinin derlemesi bir şiir kitabı verdi: Akıllı Maymunlar.
Kitap Oğuzcan’ın en iyi şiirlerinin bir araya getirildiği, dönemine göre çok kaliteli bir kağıdın kullanıldığı mükemmel bir baskı.
Bilindiği üzere Oğuzcan, şiirin Türkiye’de ve Dünya’da altın çağına eriştiği dönemde yetişmiş başarılı bir şairdir.
Hicivlerle yüklü şiirleri hiçbir zaman küfüre veya argoya dönüşmemekle birlikte, iletmek istediği mesajı yerine ulaştırmasında büyük katkı sağlamıştır daima.
Hicivlerle yüklü şiirleri hiçbir zaman küfüre veya argoya dönüşmemekle birlikte, iletmek istediği mesajı yerine ulaştırmasında büyük katkı sağlamıştır daima.
Tüm bunlarla beraber iyi bir koleksiyon kitabıdır efendim. Bu baskıyı bulursanız kaçırmayın derim.
Şu şiiri de eklemeden edemeyeceğim;
Biraz kül, biraz duman.. O, benim işte,
Kerem misâli yanan.. O, benim işte.
İnanma gözlerime; ben, ben değilim,
Beni sevdiğin zaman.. O, benim işte!
Biraz kül, biraz duman.. O, benim işte,
Kerem misâli yanan.. O, benim işte.
İnanma gözlerime; ben, ben değilim,
Beni sevdiğin zaman.. O, benim işte!
Elimdeki kitap Ümit Yayınlarından çıkmış olup;
Kapak Kompozisyonu: Hüseyin Mumcu
Basım Yeri: Ankara Güzel İstanbul Matbaası ‘dır.
Kapak Kompozisyonu: Hüseyin Mumcu
Basım Yeri: Ankara Güzel İstanbul Matbaası ‘dır.
Keyifli okumalar…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
8 Ağustos 2011 Pazartesi
İstanbul Hatırası
Türkiye’nin sayılı, başarılı polisiye roman yazarlarından biri olan Ahmet Ümit geçtiğimiz sene bu romanıyla oldukça ses getirmişti.
Çoğu insan tarafından çokça beğenilen bu romanda da Ümit, yine tekniğini ve dilini konuşturmuş gibi görünüyor.
Çoğu insan tarafından çokça beğenilen bu romanda da Ümit, yine tekniğini ve dilini konuşturmuş gibi görünüyor.
Her ne kadar polisiye kategorisine girse de, ben bu kitabın, aynı zamanda tarihi bir roman olduğunu da düşünmekteyim.
Kitabın daha ilk cümlesinden –Tanrı, Kral’a bakıyordu…- tarihte bir yolculuğa çıkmaya başlıyorsunuz. Byzantion’dan başlayarak çıktığınız bu yolculukta, İstanbul hakkında klişeleşmiş, basmakalıp ‘bilgi’lerden sıyrılıp gerçek bir şehir tarihine erişeceksiniz.
Kitabın daha ilk cümlesinden –Tanrı, Kral’a bakıyordu…- tarihte bir yolculuğa çıkmaya başlıyorsunuz. Byzantion’dan başlayarak çıktığınız bu yolculukta, İstanbul hakkında klişeleşmiş, basmakalıp ‘bilgi’lerden sıyrılıp gerçek bir şehir tarihine erişeceksiniz.
Tüm bunlarla beraber, peşi sıra işlenen cinayetler ve bu cinayetlerin uyandırdığı meraklarla soluksuz bir roman sizi bekliyor.
’’…bakıslarını bir noktaya dikmis, öylece kalmıstı. Belki yeniden hayatın anlamını düşünüyordu; yıllar önce bu semtte yitirdiği aşk düşündüğü o anlam olabilir miydi?’’
Dil açısından sizi hiç de yormayacak bir niteliğe sahip olan Ümit, kurgusuyla sizi bir kez daha şaşırtacak. Bambaşka bir dünya yarattığını söylemeyeceğim. Çünkü aslında bu romandaki dünyanın tam da merkezinde yaşıyoruz hepimiz…
Sevgili Kitap Kurtları…
Şu notu düşmeden edemeyeceğim.
Sayın Ümit’i tanırım. Ve onun çalışma tarzını da az çok bilirim. Emin olun yazacağı her yazı için –hikaye, öykü, roman veya başka bir tür- sıkı bir araştırma ve okuma sürecinden geçirmekte bilgilerini. Dolayısıyla bu kitabın içindeki tarihi bilgilere güvenebilirsiniz…
Şu notu düşmeden edemeyeceğim.
Sayın Ümit’i tanırım. Ve onun çalışma tarzını da az çok bilirim. Emin olun yazacağı her yazı için –hikaye, öykü, roman veya başka bir tür- sıkı bir araştırma ve okuma sürecinden geçirmekte bilgilerini. Dolayısıyla bu kitabın içindeki tarihi bilgilere güvenebilirsiniz…
Elimdeki kitap Everest Yayıncılık’tan çıkmış olup fiyatı 20 TL’dir.
Yayına Hazırlayan: Çiğdem Su
Kapak Tasarım: Utku Lomlu
Düzelti: Ayhan Kurt
Mizanpaj: Bahar Kuru
Yayına Hazırlayan: Çiğdem Su
Kapak Tasarım: Utku Lomlu
Düzelti: Ayhan Kurt
Mizanpaj: Bahar Kuru
Keyifli okumalar…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
5 Ağustos 2011 Cuma
Erken Kaybedenler
‘’Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’’ ile tanıdığımız, Türkiye’nin sayılı polisiye roman yazarlarından olan Emrah Serbes, edebi kariyerinde bir manevra yapmış bu kitap ile.
Üstelik bu manevrayı, özellikle bizim edebiyatımızda çok da işlenmemiş, üzerinde durulmamış bir konu ile yapmış; ‘’Ergen erkek çocuklarının meşakkatli dünyası.’’
Onun bu hareketiyle, beklide, edebiyatımızda yeni bir konu furyası başlar mı dersiniz?
Üstelik bu manevrayı, özellikle bizim edebiyatımızda çok da işlenmemiş, üzerinde durulmamış bir konu ile yapmış; ‘’Ergen erkek çocuklarının meşakkatli dünyası.’’
Onun bu hareketiyle, beklide, edebiyatımızda yeni bir konu furyası başlar mı dersiniz?
Oldukça yalın, hatta yer yer basit bile denilebilecek bir dile sahip olan Serbes’in, Erken Kaybedenler’de de aynı üslubuna devam ettiği kolayca anlaşılabiliyor.
Ne var ki, ele aldığı konular ve bu konuları işleyiş tarzı oldukça özgün. Kendine has üslubu, aslında hepimizden çok fazla parça barındırmakta içinde. Bir sürü insan tarafından okunmasının en büyük etkenlerinden biri de bu olsa gerek.
Ne var ki, ele aldığı konular ve bu konuları işleyiş tarzı oldukça özgün. Kendine has üslubu, aslında hepimizden çok fazla parça barındırmakta içinde. Bir sürü insan tarafından okunmasının en büyük etkenlerinden biri de bu olsa gerek.
F. Bacon’un bir sözü vardır, bilir misiniz Sevgili Kitap Kurtları?
Şöyle der Bacon;
‘’Bazı kitaplardan insan zevk alır; bazıları olduğu gibi yutar; bazılarını geveler ve hazmeder.’’
Serbes’in öykülerini birleştirdiği bu kitap, sanırım Bacon’un, ilk cümlesine cuk oturuyor.
Şöyle der Bacon;
‘’Bazı kitaplardan insan zevk alır; bazıları olduğu gibi yutar; bazılarını geveler ve hazmeder.’’
Serbes’in öykülerini birleştirdiği bu kitap, sanırım Bacon’un, ilk cümlesine cuk oturuyor.
Sizi yormadan eğlendirebilecek bir şeyler arıyorsanız şimdilerde, tam da o kitaplardan biri Erken Kaybedenler…
Elimdeki kitap İletişim Yayıncılık’dan çıkmış olup;
Fiyatı 14 TL’dir.
Editörler: Levent Cantek
Murat Gültekingil
Kapak: Suat Aysu
Kapak Fotoğrafı: Cahilus
Uygulama: Hüsnü Abbas
Düzelti: Barış Sağlam
Baskı ve Cilt: Sena Ofset
Fiyatı 14 TL’dir.
Editörler: Levent Cantek
Murat Gültekingil
Kapak: Suat Aysu
Kapak Fotoğrafı: Cahilus
Uygulama: Hüsnü Abbas
Düzelti: Barış Sağlam
Baskı ve Cilt: Sena Ofset
Keyifli okumalar…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Empati
''Karanlıkta yalnız başına. Bir hiçlik. Canlı canlı gömülmüş gibi. Ya da ölü. Ölüm Böyle bir şey olmalı. Sonsuza dek hiçlik…’’
Gerçekten kendi kararlarımızı veriyor muyuz?
Kimseden etkilenmeden, en basit konuda, sadece kendi kararımız doğrultusunda hareket edebiliyor muyuz?
Evet mi?
Peki ya biz fark etmeden kontrol ediliyorsak?
Duygu ve düşüncelerimize yön veriliyorsa?
Bize hükmeden bir başka insan varsa?
Ya biz başka insanlara hükmediyorsak?
Kimseden etkilenmeden, en basit konuda, sadece kendi kararımız doğrultusunda hareket edebiliyor muyuz?
Evet mi?
Peki ya biz fark etmeden kontrol ediliyorsak?
Duygu ve düşüncelerimize yön veriliyorsa?
Bize hükmeden bir başka insan varsa?
Ya biz başka insanlara hükmediyorsak?
Empati, tıpkı Olasılıksız gibi mevcut popüler kültür kitaplarından sıyrılmış bir roman.
Dili, yazım tekniği ve içeriği itibariyle Olasılıksız’ dan çok daha başarılı buldum diyebilirim açıkçası.
Edebi bir değerinin bulunmadığını belirtmekle birlikte, sade olan dilinin kitabın karmaşık bir hal almasını engellediğini söyleyemeyeceğim.
Dili, yazım tekniği ve içeriği itibariyle Olasılıksız’ dan çok daha başarılı buldum diyebilirim açıkçası.
Edebi bir değerinin bulunmadığını belirtmekle birlikte, sade olan dilinin kitabın karmaşık bir hal almasını engellediğini söyleyemeyeceğim.
Sevgili Kitap Kurtları…
Sizinle açık konuşacağım…
Kendinizi günler boyu etkisinden çıkamayacağınız bir başka hayatın ortasında bulmaya hazır mısınız?
Sizinle açık konuşacağım…
Kendinizi günler boyu etkisinden çıkamayacağınız bir başka hayatın ortasında bulmaya hazır mısınız?
Daha önce hiç beraber seyahat ettiğiniz, sokaktan geçerken rastladığınız hatta bir bilgisayar veya televizyon ekranında gördüğünüz bir insanı hissedebildiniz mi?
Hiç düşündünüz mü, siyasiler neden sıkça televizyonlara tek başlarına çıkıp saatlerce tek bir kamerayla ekranlara konuşurlardı?
Bu yolla bilinçaltlarımızı etkilediklerini ve bizi kontrol edebilecekleri ihtimallerinin var olabildiğini düşündünüz mü?
Hiç düşündünüz mü, siyasiler neden sıkça televizyonlara tek başlarına çıkıp saatlerce tek bir kamerayla ekranlara konuşurlardı?
Bu yolla bilinçaltlarımızı etkilediklerini ve bizi kontrol edebilecekleri ihtimallerinin var olabildiğini düşündünüz mü?
Sokakta ağlayan bir çocuğun gözlerindeki hüznü görebildiniz mi hiç?
Siz çok üzgünken hayatınıza giren bir insanın tek bir bakışı ile mutlu oldunuz mu?
En sevdiğiniz insanı ağlarken gördüğünüzde, yanaklarına ellerinizi koyup, gözlerinizi kapattınız ve içindeki huzursuzluğun geçmesini ve gözyaşlarının dinmesini umut ettiniz mi?
Peki ya tüm bunların aslında gerçekten olabildiğini söylese size Fawer. Ona inanır mıydınız?
Siz çok üzgünken hayatınıza giren bir insanın tek bir bakışı ile mutlu oldunuz mu?
En sevdiğiniz insanı ağlarken gördüğünüzde, yanaklarına ellerinizi koyup, gözlerinizi kapattınız ve içindeki huzursuzluğun geçmesini ve gözyaşlarının dinmesini umut ettiniz mi?
Peki ya tüm bunların aslında gerçekten olabildiğini söylese size Fawer. Ona inanır mıydınız?
Sahi sevgili kitap kurtları..
Siz evrensel veya bireysel bir empati gücüne inandınız mı hiç?
Siz evrensel veya bireysel bir empati gücüne inandınız mı hiç?
Eminim bu kitabı okuduktan sonra etrafınıza daha dikkatli bakacak, insanların gözlerine gömülecek ve kendinizi sorgulamaya başlayacaksınız…
Acaba?
Acaba?
Elimdeki kitap Aprıl yayıncılıktan çıkmış olup;
Yayın Yönetmeni: K. Egemen İpek
Yayın Danışmanı: Cihat Taşçıoğlu
Türkçesi: Murat Kayı
Kapak Tasarım: Mineral Tasarım
Dizgi ve Sayfa Düzeni: Merdiven Tanıtım
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Yayın Yönetmeni: K. Egemen İpek
Yayın Danışmanı: Cihat Taşçıoğlu
Türkçesi: Murat Kayı
Kapak Tasarım: Mineral Tasarım
Dizgi ve Sayfa Düzeni: Merdiven Tanıtım
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
19 Temmuz 2011 Salı
Olasılıksız
Yapacağınız tek bir hareket, söyleyeceğiniz tek bir söz başkalarının hayatını ne kadar etkileyebilir hiç düşündünüz mü?
Olasılıksız, içerik itibariyle, diğer popüler kültür kitaplarından ayrılmış bir roman diyebiliriz. Dilini çok fazla beğenmesem de bilim, felsefe ve maceranın iç içe geçtiği bu roman, güzel bir tatil kitabı olabilir. Tabi biraz matematik seviyor ve olasılıktan anlıyorsanız.
Sürükleyici bir kurguya sahip olan bu kitap zaman zaman hiç de beklemediğiniz manevralarla şaşırtacaktır sizi. Yer yer kahramanımızın bir rüyanın içinde mi yoksa gerçek hayatta mı olduğunu anlayamayacaksınız.
Aynı zamanda pek çoğumuzun uzak olduğu için anlayamadığı, veya –diğer pek çok hastalığa olduğu gibi- önyargılardan dolayı anlamak istemediği, korktuğu bir hastalık olan şizofreniye farklı bir bakış açısıyla yaklaşır. Belki de kitabın beni çeken en önemli özelliği bu olmuştu…
Tüm bunlarla beraber güzel bir roman ortaya çıkaran Adam Fawer’i tebrik etmek gerek.
Tüm bunlarla beraber güzel bir roman ortaya çıkaran Adam Fawer’i tebrik etmek gerek.
Elimdeki kitap Aprıl yayıncılıktan çıkmış olup;
Türkçesi:Şirin Okyayuz Yener
Katkıda Bulunanlar: Burçin Altay
Öykü Çağlayan
Son Okuma: Özlem Aras
Kapak Tasarım: Mineral Tasarım
Baskı: Özkan Matbaacılık
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Türkçesi:Şirin Okyayuz Yener
Katkıda Bulunanlar: Burçin Altay
Öykü Çağlayan
Son Okuma: Özlem Aras
Kapak Tasarım: Mineral Tasarım
Baskı: Özkan Matbaacılık
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Not: Siz bu yazıyı okuduğunuzda ben çok uzaklarda olacağım.
13 Temmuz 2011 Çarşamba
Serenad
Bir aşk ne kadar büyük olabilir? Bir taş, koca bir kaya, bir dünya?
Sevgi ne kadar sürebilir? Bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl, bir ömür?
Tarih insana ne kadar acı verebilir?
Katliamlar ne kadar göz ardı edilebilir?
Müzik… Ne kadar bizi anlatabilir?
Sevgi ne kadar sürebilir? Bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl, bir ömür?
Tarih insana ne kadar acı verebilir?
Katliamlar ne kadar göz ardı edilebilir?
Müzik… Ne kadar bizi anlatabilir?
Max…
Acıların en büyüğünü yaşadı beklide. Almandı. En genç yıllarında sonsuz bir aşk ve büyük bir acıya maruz kaldı. Çünkü o ‘safkan’ bir Alman ve Yahudi bir kadının kocasıydı.
Acıların en büyüğünü yaşadı beklide. Almandı. En genç yıllarında sonsuz bir aşk ve büyük bir acıya maruz kaldı. Çünkü o ‘safkan’ bir Alman ve Yahudi bir kadının kocasıydı.
Zulümlerde kaybetti eşini Max. Sonra bir gün İstanbul’a döndüğünde bir kadının hayatını değiştirdi. Kendini tanımıyordu kadın. Ailesini bilmiyordu. Oysa ki onun ailesi de Nadia’yla benzer kaderleri paylaşıyordu.
Öğrendiğimiz ideolojik tarih ve ailelerimizin, kendilerince haklı olarak, yeni bir sayfa açma kararları her birimizi kendimize yabancılaştırdı. Dünya’ya yabancılaştık böylece, insanlara , duygulara yabancılaştık. Tarihimize yabancılaştık. Bize ulu ve yüce diye gösterilirken her şey, robotlaştık. Ve basitleştik.
Öyle ya; daha kötü ne olabilir ki kendimize yabancı olmamızdan.
Öyle ya; daha kötü ne olabilir ki kendimize yabancı olmamızdan.
Zülfü Livaneli’de Serenad’ ı tarih, acı, ölüm ve aşk ile harmanlamış.
Kalemini ve kurgusunu beğendiğim bir yazar olan Livaneli yine tabir-i caiz ise döktürmüş. Sürükleyiciliği, içindeki aşk ve tarihi bilgileriyle tadı damağınızda kalacak bir roman.
Kalemini ve kurgusunu beğendiğim bir yazar olan Livaneli yine tabir-i caiz ise döktürmüş. Sürükleyiciliği, içindeki aşk ve tarihi bilgileriyle tadı damağınızda kalacak bir roman.
Yalnız şu notu düşmeden edemeyeceğim; kitabın birinci baskısına maruz kaldım. Neden maruz kaldım diyorum çünkü bazı mantık hataları bulunuyordu. Neyse ki diğer baskılarda düzeltilmiş bu hatalar. Burada hatayı Sevgili Livaneliye’ mi yoksa editörlere mi mal etmek gerek bilemeyeceğim.
Elimdeki kitap Doğan kitapdan çıkmış olup;
Kapak Tasarımı: Geray Gençer
Baskı: Mega Basım
Yazar Fotoğrafı: Ercan Arslan
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Kapak Tasarımı: Geray Gençer
Baskı: Mega Basım
Yazar Fotoğrafı: Ercan Arslan
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
EMEĞE SAYGI
Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde ''alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu'' belirtilmeden ve yazıların linki verilmeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili kanun gereği eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 Tl ağır para cezasıdır..



