Merhabalar,
Oncelikle bloglarimi okuyan herkesten ozur dilerin. Cok uzun zamandir hicbir sey yazmadim. Ancak simdi verecegim guzel haberin ardindan, etkinlik son bulur bulmaz yep yeni degerlendirmelerle devam edecegim yola.
Guzel sehrim Istanbul'da olmadigim icin acilis gunune yetisemeyecek olmanin huznuyle:
Evet Sevgili Kitapseverler, 2012 Beyoglu Sahaf Festivali basliyor.
25 Eylul-14 Ekim tarihleri arasi, yeryuzunun en guzel kokusu olan emektar kitaplarin rayihalarini solumak ve diger "biz"lerle bulusmak uzere festivalde olacagiz.
Bulundugum konum ve imkansizliklar itibariyle net bir bilgi alamamakla birlikte festival metkezinin kuvvetle muhtemel Tepebasi TRT binasinin alani olacagini dusunmekteyim. Net bir bilgi alir almaz sizlerle paylasacagim.
Gecen sene festival suresince sahaflara yonelik "cok pahali degil mi?" elestirileri getirildi. Ve kitapseverlerin benzer kaygiyi bu seneki festival icin de tasidiklari konusunda yazilar okudum. Ne var ki ben, gecen sene, degmez eserlerin fahis fiyatlardan satildigina sahit olmadim. Bu sene de makul fiyatlar cercevesinde ucretler olacagini dusunuyor ve umut ediyorum.
Sizlerin aksi yonde bir gozleminiz olduysa, paylasmanizi rica ediyorum.
65 sahafin yer alacagi festival 10.00-22.00 saatleri arasi ziyaret edilebilecek. Ben de doner donmez festival alanina gidip izlenimlerimi sizlerle tekrar paylasacagim.
Iyi gezmeler sevgili kitapseverler.
Unutmayin; hayat sayfalarda...
Sahaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sahaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Eylül 2012 Cuma
19 Aralık 2011 Pazartesi
Sahaf
‘Kitaplar, benim için en iyi, yaşlandıkça yıpranmayan tek dostlarımdır.' Maurice Rostand
Hani derler ya ‘en güvenilir dost kitaptır’ diye…
Çok haklılardır belki de..
Hani derler ya ‘en güvenilir dost kitaptır’ diye…
Çok haklılardır belki de..
Okumak, öğrenmek, anlamak ve anlatmak büyütür insanı. Zihnini eğitir ve yeni bir birey yaratır hiç yoktan. Dinlemeyi, düşünmeyi ve empati kurmayı anlatır kitaplar. Kelimelerinde saklı gizemleri bambaşka dünyalarda çeşitli oyunlarla şimdiyi öğretir.
Tüm bunlarla hayatı en güzel anlatan kaynaklardır.
Ve kitaplar başka başka yaşamlara açılan en görkemli kapılardır belki de..
Yaşı geçkin insanların maziye olan özlemlerini gözlemlemek her gencin başına gelen yegane olaydır. Peki bir genç eskiye ne kadar özlem duyabilir?
Her şeyiyle eskiye dönen ve tüketime dayalı sistemin okuyan insan sayısını giderek azalttığı günümüzde bir sahaf’ın yerini başka hiçbir mekan dolduramaz belki de.
Geçmişle ilgili bileceklerimiz ancak ve ancak okuduklarımızla sınırlı olabilir. Ve belki bu nedendendir eskiye olan özlemimiz. Ben yaşıyorum, peki benden önce burada kimler vardı? Bu kitaplar kimlerin elinden geçti? Kimler açtı kapaklarını? Veya kimler sattı bu kitapları bu sahaflara? Neden sattı? Paraya mı ihtiyaçları vardı? Geçmişin acılarından kurtulmak mıydı yoksa amaçları? Tüm bu sorular beyninizi kurcalıyorsa eğer, siz de eskiyi hissetmeye başlamışsınız demektir.
Eskiyi bu denli değerli yapan kültürü yaşatmak da yine sizlere kalır en ağır yüküyle. Malum; dünyada artık tüketim çılgınlığı hüküm sürmekte, yaşanmışlıklara önem verilmemekte, hayatlar kullan-at geçirilmektedir. Ve siz eğer bu ‘tek tipleşmiş insan’lardan biri değilseniz büyük bir yalnızlık hissedersiniz bedeninizde. Bundandır eski özlemleriniz ve bundandır geçmiş meraklarınız. Açığı kapatmaksa belki de yalnızca eskilerin kokusuyla mümkündür. İşte sahaflarda bunu duyarsınız.. Geçmişi, yaşanmış tüm o hayatları; acıları, mutlulukları, ölümleri, hüzünleri, aşkları ve sevgileri…
Bir sahafta; en saf haliyle bilgiyi, dostluğu, zamana direnmeyi tadarsınız..
Her şeyiyle eskiye dönen ve tüketime dayalı sistemin okuyan insan sayısını giderek azalttığı günümüzde bir sahaf’ın yerini başka hiçbir mekan dolduramaz belki de.
Geçmişle ilgili bileceklerimiz ancak ve ancak okuduklarımızla sınırlı olabilir. Ve belki bu nedendendir eskiye olan özlemimiz. Ben yaşıyorum, peki benden önce burada kimler vardı? Bu kitaplar kimlerin elinden geçti? Kimler açtı kapaklarını? Veya kimler sattı bu kitapları bu sahaflara? Neden sattı? Paraya mı ihtiyaçları vardı? Geçmişin acılarından kurtulmak mıydı yoksa amaçları? Tüm bu sorular beyninizi kurcalıyorsa eğer, siz de eskiyi hissetmeye başlamışsınız demektir.
Eskiyi bu denli değerli yapan kültürü yaşatmak da yine sizlere kalır en ağır yüküyle. Malum; dünyada artık tüketim çılgınlığı hüküm sürmekte, yaşanmışlıklara önem verilmemekte, hayatlar kullan-at geçirilmektedir. Ve siz eğer bu ‘tek tipleşmiş insan’lardan biri değilseniz büyük bir yalnızlık hissedersiniz bedeninizde. Bundandır eski özlemleriniz ve bundandır geçmiş meraklarınız. Açığı kapatmaksa belki de yalnızca eskilerin kokusuyla mümkündür. İşte sahaflarda bunu duyarsınız.. Geçmişi, yaşanmış tüm o hayatları; acıları, mutlulukları, ölümleri, hüzünleri, aşkları ve sevgileri…
Bir sahafta; en saf haliyle bilgiyi, dostluğu, zamana direnmeyi tadarsınız..
İstiklâl Caddesi Aslıhan Pasajı bu adreslerden en kapsayıcı olanı şimdilerde. İki katlı bu binada etrafınızı saran ‘eski kokusu’ ile zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Kitaplara, fotoğraflara, plaklara dalar sahaf kültürü ile yoğrulmuş insanlarla sohbet etme keyfine varırsınız.
Bir zamanlar bu özellikleri içinde barındıran Beyazıt Sahafçılar’ ıydı. Ne yazık ki şimdi oradan yalnız ve yalnız hüsranla dönüyorsunuz. Artık neredeyse sadece test kitapları satılan bir mekan haline gelmiş. Tüketim sisteminin en büyük götürülerinden biri olmuş ki sormayın. İçeri adım attığınız andan itibaren sağlı sollu bir sürü sınava hazırlık kitapları ile karşı karşıya kalırsınız. Yani sizin anlayacağınız o eski kültür abidesi Beyazıt Sahaflar artık tüketim çarklarından biri haline gelmiş.
Bir zamanlar bu özellikleri içinde barındıran Beyazıt Sahafçılar’ ıydı. Ne yazık ki şimdi oradan yalnız ve yalnız hüsranla dönüyorsunuz. Artık neredeyse sadece test kitapları satılan bir mekan haline gelmiş. Tüketim sisteminin en büyük götürülerinden biri olmuş ki sormayın. İçeri adım attığınız andan itibaren sağlı sollu bir sürü sınava hazırlık kitapları ile karşı karşıya kalırsınız. Yani sizin anlayacağınız o eski kültür abidesi Beyazıt Sahaflar artık tüketim çarklarından biri haline gelmiş.
Yine de bir sahaf pek çok duyguyu aynı anda yaşatabilecek kadar dolu yerdir. Yağmurdan kaçarken bile uğrasanız bir gün çok şey katarak uğurlar sizi sahaflar.
Sevgiliyle gidilebilecek en güzel mekandır belki de. Birine okuma kültürünü aşılamak istiyorsanız işe onu sahaflara götürmekle başlamalısınızdır. Çünkü gerçek kitaplar hep oralardadır.
Sahiden bana bir örnek verebilir misiniz;
Bir sahafın yerini başka ne tutabilir?
Sevgiliyle gidilebilecek en güzel mekandır belki de. Birine okuma kültürünü aşılamak istiyorsanız işe onu sahaflara götürmekle başlamalısınızdır. Çünkü gerçek kitaplar hep oralardadır.
Sahiden bana bir örnek verebilir misiniz;
Bir sahafın yerini başka ne tutabilir?
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Unutmayın; hayat sayfalarda…
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Paranın Cinleri-Dört Kişilik Bahçe
Günlerdir ‘tamam’ diyorum. ‘Bu sefer kesin yazacağım.’ Kalemi kağıdı elime alıyorum. Tekrar bir göz atıyorum. Sayfaların kenarlarına notlar almış mıyım, almışsam neler, onlara şöyle bir bakıyorum. Sonra bir yerden başlayayım deyip tam kalemi oynatıyorum ki… Yok. Sıfır istek olunca yazamıyorum tabi. Bende ikisini birden ‘aradan çıkarmaya’ karar verdim. Peki neden böyle?
Biyografi okumayı severim. Hele bir de gerçekten çok beğendiğim ve takdir ettiğim kişilerin ise biyografiler, tadından yenmez doğrusu. Ama Sn. Murathan Mungan bu kategorime girmiyor ne yazık ki.
Kitapları geçtiğimiz sene bir sahafın önerisiyle almıştım. Dört Kişilik Bahçe’yi okumak istedim önce. Çok kötü değildi. Kısa bir oyundu zaten. Ama garip geldi bana bir şey. Oyunun radyo oyunu, senaryosu ve uzun hikâye şekli ayrı ayrı varken zaten, bir de hepsi toplanıp basılmıştı. Sonra araştırdım biraz. Murathan Mungan neredeyse tüm eserleri için aynı uygulamayı yapıyordu. Açıkçası bu beni biraz düşündürmüştü. Acaba yazarlar sadece para kazanmak için mi yazarlar? Sanırım bu soru beni bir tık daha uzaklaştırdı yazardan. Uzaklaşmamın diğer ve en büyük etkeni dilini/üslubunu beğenmeyişimdi.
Ben sanatın hem sanat hem de toplum için olması gerektiğini düşünenlerdenim. Dolayısıyla bir eserde; üslupta derinlik (sadelik veya ağdalı dilden bahsetmiyorum. Sanatı icra etmiş olmak için yazıda, dilin ağdalı değil derin olması gerekir. Çünkü Cengiz Aytmatov’un da dili çok sadedir mesela. Ama bu onun derinliği yakalayamadığını göstermez. Kaldı ki –ruhu şad olsun- çok başarılı bir sanatçıydı.) , anlatımda akıcılık, çekicilik, duygu ve yeri geldiği zaman eğitici işlevler ararım. Kısacası eser; sanattan kopuk olmamalı ve insanlarla iç içe olmalı, fildişinden kulenin üstünde oturmamalıdır.
Aradıklarımı bulamadım her iki kitapta da. Kelimeler vardı… Noktalar, virgüller, ünlemler vardı… Ama hisleri yoktu. Ünlem sitem içindi, kelimeyle kızamamıştı karakter.
Dolayısıyla pek de öneremeyeceğim. Ama siz isterseniz yinede okuyun bir yerlerden bulup. Nemelazım, belki beğenirsiniz…
Elimdeki Paranın Cinleri Metis Edebiyat Yayıncılık’ tan çıkmış olup ikinci eldir. Sahaf fiyatı bugün 8 TL’dir.
Yayın Yönetmeni: Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Tasarımı ve Grafik: Semih Sökmen
Dizgi ve Baskı Öncesi Hazırlık: Sedat Ateş
Film: Doruk Grafik
Kapak ve İç Baskı: Yaylacık Matbaacılık
Elimdeki Dört Kişilik Bahçe Metis Edebiyat Yayıncılık’ tan çıkmış olup ikinci eldir.
Sahaf fiyatı bugün 6 TL’dir.
Yayın Yönetmeni: Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Tasarımı: Mehmet Ulusel
Kapak Resmi: Huban Korman
Dizgi ve Baskı Öncesi Hazırlık: Sedat Ateş
Film: Doruk Grafik
Kapak ve İç Baskı: Yaylacık Matbaacılık
Keyifli okumalar..
Unutmayın; hayat sayfalarda…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
EMEĞE SAYGI
Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde ''alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu'' belirtilmeden ve yazıların linki verilmeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili kanun gereği eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 Tl ağır para cezasıdır..
